31 Mar 2010

Yolculuk


yağmurla gelen,
bir su damlası olsaydım

tutunup saçının bir tek teline
süzülmeden düşmek istemezdim tenine

27 Mar 2010

11 Mar 2010

Gözlerine Mektup



(durun bırakıp gitmeyin beni o kadar derinlere!)
 
Katlanmış kâğıtlardan

ve dokunulmuş tuşlardan kuşlar
uçuşuyor gözbebeklerinde.
Ve bulutların daha pembe
daha derin maviye çalıyor bu gece
deniz ayakuçlarına serilmişçesine.

Bahçesinde
düşlerinden bir türlü inemediğin
salıncak kurduğumuz bir ev,
vazonda her daim solmayan bir gül olacak.
Külkedisi, pamuk pren(ses)im, kınalı yapıncak

teni gözyaşımla ıslanmış bir bez bebek
ana kuzusu, ev kızı, aileden tatlı bir yumurcak:
verdiğimiz emek...

Hayal gemisinde
düşler kuruyor külkedisinden pren(ses)ler
eteklerinde doğu roma, bir ötesinde persler
kelime avcısı, zaman yolcusu;
gözlerinde bir adam meçhule gider ve gelir
ellerimde kulakları çınlatan iniltiler, sesler.

Oturup insan yapmalı şiirlerden
el birlikte, omuz omuza, hep beraber
marifet nefese ses katabilmekse eğer
kurt düşürmeden kelebek olabilmek, hüner

Ayrılık çok ağırdır. Hani demirden leblebi
bildim evet, bu kadar özlermiş leb-lebi
Susuz çöller gibi kurumuşken, içim-de su
seninle mutluluk biraz hüzün, biraz da bu.

Eğrisi, doğrusu her şey an'dan
içimizde bilinmezlerin kurgusu
kurşun ve kan gibi koparırmış zamandan
yaralı yüreğime akan gözlerinin buğusu

buluttum, umuttum, akar su idim dindim.
görmezdim gördüm, bilmezdim, seni bildim:
uçmaya kararsız ve kanatsız bir melektin sen
kurt olmadan göklere özenmiş kelebeksin sen
 
Velhasıl kelam;
evvel zaman içinde bir varmış sen,
bir de müsadenle var olayım ben
ve kalbur saman içinde bir yokmuş tüm evren...

7 Mar 2010

Aşık aldanır


aşk bir ateştir, yananlar iyi bilir
kimileri cesur olur, ölür dirilir
atar kendini her yandım deyişte
bir ateşten yine başka bir ateşe

kimisi de bencileyin, ürker kaçar
hamdır, yanamaz tutuştuğuyla kalır
ucu közlenmiş kuru bir dal gibi naçar


6 Mar 2010

med cezir manzaraları


dile gelip ansızın, öylesine bir an
uykumu yokluğunla böldüğün bir gece
içimdeki öfkeden kudurmuş hayvan
çelip aklımı, diyor ki kendince:

ya çek git buralardan, yak canını
ya sev bu gece delice, yak canını

nereye kadar


daha diyorsun ya,
hani yetmiyor diye
biraz daha, bir şans daha

oysa her defasında
son şansımız bu diye
daha sıkı tutunmalıyız hayata

5 Mar 2010

Ayak izleri


üstüne basınca ürktüğün kadar
yere düşen ekmek kırıntılarının

biraz korkup çekindin mi acaba
basarken yüreğimin kırgınlıklarına

2 Mar 2010

Budur işte



sözün ne anlamı kalır
yanımda olsan keşke

kelimeler ne kadar anlamsız
hiç konuşmasak da olur

geriye bir hay, bir huy
bir nefes verip, almak kalır.

yani her akşam işten çıktığımda
sevinçli bir telaşla geliyorsam sana

ya da sen coktan pişirip, bir kap erişte
benı beklıyorsan hani gözlerin kirişte
budur sevdiceğim budur, budur işte.